Tanrının Elleri

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 08-08-2009

http://www.youtube.com/watch?v=n2AQ5F6F3n8

 

Rüzgar eserken

Yapraklar dökülür

O berrak yüzünden bir damla süzülür

Bu ayrılık

Kalbindeki en büyük yaradır artık.

Ve güneş batarken, çocuklar uyurken

Baş ucunda bekleyen yorgun bir melektir

Ve her gece “sabret” diye

saçlarımda dolaşan

Tanrı’nın elleridir.

 

Ne büyük, ne derin, ne siyah, ne keskin

Hep ayrılık gibi

o kırılgan gözlerin

Unutma, unutma!

Dikecek yırtılan geceyi sabaha!

 

Ne büyük, ne beyaz, ne eşsiz, ne duru

Hep sarılıp sarıyor üşüyen ruhumu

Bırakma,

bırakma elimi

düşerim karanlığa…

Uçurtmalar…

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 04-07-2009

“Senin için yazılmış bir şarkı” denilerek armağan edildi bana “Uçurtmalar”

Sözlerinde kendimi bulmaktan öte, şarkı sözlerinin Elif Şafak‘a ait olması ve bu ismin bir kez daha kendimi ifade etmeme yardımcı olması beni sevindiren…

Ah bir de AŞK’ın kapak rengi değişmese!.. Bu duruma çok kızgınım çooook… 

 

http://www.youtube.com/watch?v=YqyiFkXx2Gg

 

vvvn1

 

“En sevdiği renk mor olan kadın
En sevdiği kelime ‘asi’
En sevdiği oyun incitmek beni

Hıncı çocukluktan kalma bir yara izi gibi.

İpleri dolaşmış uçurtmalar misali
Ne beraber uçabildik boşverip şu dünyayı
Ne gidebildik kendi yolumuza
Rüzgarda savruk, başına buyruk

Rüzgarda savruk, başına buyruk…
Senle ben.

Zamanı yaralarla ölçen kadın
Geçmişiyle kavgalı
Gündüz isyankar
Geceleri Tanrı’ya sığınan kız çocuğu

Kırdığı kalpleri dizmiş ipe
Gene de en büyük zararı kendine…”

Fairytale

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 01-06-2009

Gecikmiş bir paylaşım…

(Evimizin yeni şarkısı… Son zamanlarda deşifre yapmaktan sıkıldıkça dinlediğim, dinledikçe dinlendiğim şarkı… :) )

 

Years ago when I was younger

I kind a liked a girl I knew
She was mine and we were sweet hearts
That was then
but then it’s true
 
I’m in love with a fairytale

Even though it hurts
Cause I don’t care if I lose my mind

I’m already cursed
 

Every day we started fighting

Every night we fell in love

No one else could make me sadder 

But no one else could lift me high above

I don’t know what I was doing

When suddenly we fell apart 

Nowadays I cannot find her 

But when I do we’ll get a brand new start

 

I’m in love with a fairytale

Even though it hurts

Cause I don’t care if I lose my mind

I’m already cursed

 

She’s a fairytale yeah

 

http://www.izlesene.com/video/muzik-2009-norvec-eurovision/913324

 

 

Nowhere Man

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 11-04-2009

Florida’dan, Barry Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan, arkadaşlığını yeni kazandığım Jeffrey Guterman’in, The Beatles’ın animasyon filmini (Yellow Submarine) izlememi tavsiye etmesi üzerine bu parçayı filmin içinden seçip buraya da yerleştirdim. Oldukça anlamlı bulduğum sözleriyle… 

nowhere-man

 

He’s a real nowhere man,
Sitting in his nowhere land,
Making all his nowhere plans for nobody.

Doesn’t have a point of view,
Knows not where he’s going to,
Isn’t he a bit like you and me?

Nowhere man, please listen,
You don’t know what you’re missing,
Nowhere man, the world is at your command.

He’s a blind as he can be,
Just sees what he wants to see,
Nowhere man can you see me at all?

Nowhere man, don’t worry,
Take your time, don’t hurry,
Leave it all till somebody else lends you a hand.

Doesn’t have a point of view,
Knows not where he’s going to,
Isn’t he a bit like you and me?

Nowhere man, please listen,
You don’t know what you’re missing,
Nowhere man, the world is at your command.

He’s a real nowhere man,
Sitting in his nowhere land,
Making all his nowhere plans for nobody,
Making all his nowhere plans for nobody,
Making all his nowhere plans for nobody.

Kurşuni Renkler

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 07-04-2009

“Psikolojik danışman da böyle ağır şarkılar dinler miymiş canım?” diyenlere dokundurarak armağan ettiğim bir parça olsun bu parça…

Bu gecenin parçası olsun…

http://www.video75.com/VCrVoZnBJY8/sezen-aksu-kursuni-renkler/

Fati’den…

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 28-02-2009

Çok sevgili kardeşimin (Fatih :) ) okul korosunda söylediği “Şemsiyemin Ucu Kare” adlı türküsüne aşağıdaki linkten ulaşılabilir…

İleride ünlü olduğunda “Ben onun 11 yaşında türkü söylerkenki halini de biliyorum.” diyebilirsiniz böylelikle… ;)

rec005

Durul Gence… (2)

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 23-02-2009

“Yayan olarak, yüreğim sevinç içinde çıkıyorum yola,

Sağlıklı, özgür, bütün dünya önümde

Uzun toprak rengi patika önümde, nereye istersem götürür beni…”

Whitman / çev. Memet Fuat

 

 

Sağ elimin işaret parmağında küçük bir kızarıklık fark ettim, parmağımı hareket ettirirken yaşadığım acı karşısında. Ardından da yüzümde bir tebessüm… Bu tebessüm ikinci kez gelip de yerleşti yüz ifademe ve bir anlam kattı hayatıma. İlki, gitar çalmaya çalışırken bareli akorlardan oluşan bir parçada parmak uçlarım yara olduğundaydı. Adeta emeğimin ve duygularımın yansımasıydı onlar. Hem iyileşmelerini beklemiştim; hem de onları taşıyabilmeyi sonraki adımlarıma…

Ve ikincisi ise, müziğe doyduğum (aslında doyamadığım ;) ) iki günlük programımızın ardında Durul Gence’nin liderliğiyle yaptığımız ritm çalışmasında çalmaya çalıştığım “tumba”nın ve dolu dolu geçen iki günün izleri sanki. (Çok büyük ihtimalle kendimi fazlasıyla kaptırıp tumbanın kenarına çarptım parmağımı.) Şimdi de hem işlerimi daha rahat yürütebilmek için kesilmesini istiyorum acının; hem de taşıyabilmeyi onu sonraki adımlarıma…

 

“Enstruman çalmak, bir aşamadır” dediğini hatırlıyorum Durul Gence’nin… “O enstrumanı çalmayı devam ettiremesen bile, çalmanın ve üretmenin güçlüğünü anlarsın. Ve, bu da beraberinde saygıyı getirir.”

 

İşte ben onu Anadolu’yu simgeleyen “Ben Kibele; ana tanrıça!…” parçasındaki gözyaşlarımızda; “Sular Aydınlanıyor” oyunu için bestelediği parçanın yarattığı yoğunlukta anladım.

“En son dinlediğim parçayı sorsanız, en son gittiğim konseri sorsanız size açıklamakta zorlanırım. Çünkü, şimdiye kadar o kadar çok şey dinlemişim ki; artık sessizliği dinliyorum.” dediğinde sükunetindeki coşkuda anladım; sakinliğinin arkasındaki derinlikte…

Ben onu, nasıl müzisyen olduğunu anlatırken; yaptığı seçimlerde ve aldığı risklerde anladım; bunları anlatırken bana (bize) akan müzik sevgisinde…

Parkinson rahatsızlığı olmasına rağmen çalarken enstrumana ve çevreye yansıyarak bu rahatsızlığı yok eden aşkta (ya da meşkte)…

Ben onu “Gel, sen de gel…” diyen Akdeniz Şarkısı’ndaki hoşgörüsünde ve açık yürekliliğinde anladım.. Büyüklüğünde; bir o kadar da tevazusunda…

 

Nevin hocamızın deyimiyle edindiğimiz bir slogan var: “Sanat, hınzır ve utangaç bir dışavurumcudur.” Ben onu, eserlerinden öte, kişilik özelliği olduğuna inandığım dinginliğinde ve dinginliğinin arkasından bize yansıyan ağırlıkta anladım.

Saygıyı fazlasıyla hak eden; İSMİ GİBİ SAYDAM İNSAN…

 

 

 

 

  Read the rest of this entry »

Durul Gence… (1)

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 20-02-2009

Bu hafta sonu “Art Therapy” grubumuzla DURUL GENCE‘nin okulundayız…

Meraklıyım, heyecanlıyım… :)

Müzik kategorim de Durul Gence’siz olmayacaktı zaten… ;)

“Durul Gence, Pop ve Caz müziğinde Türkiye’nin en iyi davulcularından ve en başarılı orkestra şeflerinden biridir. Ustalığı, birlikte çaldığı büyük müzisyenler tarafından da onaylandı…

Kafkas kahramanı Şeyh Şamil’e adanmış bir halk dansının ezgilerinden esinlenerek yaptığı düzenlemenin plağı ile başarının doruğuna ulaştı (1970). Cazın flüt devi Herbie Mann’in ricası üzerine İstanbul konserinde kendisine eşlik etti. Birlikte çaldığı ünlü müzisyenler arasında Herb Geller, Sonny Sharock, Bertice Reading (ABD), Four Pennies (İngiltere), Lili Ivanova (Bulgaristan), Mads Vinding, Peter Bastian, Anders Koppel (Danimarka) gibi isimler sayılabilir. Kendi adına doldurduğu plakların dışında ülkemizin Ajda Pekkan, Alpay, Erkut Taçkin, Ertan Anapa, Gönül Yazar, Rüçhan Çamay, Özdemir Erdoğan, Tanju Okan, Tayfun Karatekin ve gitarist Mehmet Ozan gibi ünlülerine plak, konser ve gece kulübü çalışmalarında eşlik etti.

Caz eğitimine katkılarından dolayı Arif Mardin’in önerisiyle “Boston Berklee School of Music”ten gönderilen bir burs ile ödüllendirildi. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli gruplarla verdiği konserler, Türk insanının ve müzisyeninin çağdaşlığını kanıtlayan başarılı çalışmalar olarak değerlendiriliyor.

Çalışmaları

Durul Gence, 1986 yılında vermeye başladığı “İnsan, Müzik ve Caz” derslerine günümüzde Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Hacettepe Üniversitesi’nde devam ediyor.

Bilgehan Erten (Klavye), Atilla Şentin (Üflemeli ve Vurmalı çalgılar) ve Murat Ulus (Bas)’tan oluşan DG-4 adlı grubu ile konserler  veriyor.”

http://www.durulgence.com/tr/durul-gence

Albümleri için: http://www.durulgence.com/tr/durul-gence/albumler.html

Çocuk şarkıları için: http://www.durulgence.com/tr/durul-gence/cocuk_sarkilari.html

:)

Flamenco dinlemek için…

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 15-02-2009

Bir flamenco radyosu :) :

http://www.lastfm.com.tr/listen/globaltags/Flamenco

Flamenco

Posted by | Posted in Müzik | Posted on 15-02-2009

NEDİR FLAMENCO?

Flamenco, Güney İspanya’nın Endülüs bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür. 14.yy. sonrasında çingenelerin, Arapların, Yahudilerin ve toplumdışı bırakılmış Hristiyanların toplumun dış çevresinde kaynaşması sonucu meydana gelmiştir…

 Flamenco’nun özü şarkıdır. Çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder.

Üç sınıf flamenco vardır. En ağır başlısı “cante grande” (büyük şarkı) adıyla anılan ve ölüm, keder ve din konularını işleyen “cante jondo” dur (derin şarkı)

Ara sınıfta “cante intermedio” (orta şarkı) bulunmaktadır. Gene dokunaklı ama daha az ağırbaşlı ve çoğunlukla doğu müziğinden esintiler taşıyan flamencolar yer alır.

En hafif tarz olan “cante chico” (küçük şarkı) konuları ise aşk, kırsal yaşam ve eğlencedir. Her tarzın kendine özgü bir ritmi ve akor yapısı bulunmaktadır. Vurgu ve duygusal içerik farklarıyla da birbirlerinden ayrılmaktadır.

Flamenco terimi, tam olarak nereden çıktığı tespit edilememiştir, elde edilen teoriler ise şunlardır;
İspanyol Yahudiler dini şarkılarını, rahatsız edilmeden söyleyebilecekleri yerlere göç etmişler ve bu şarkılar İspanya’da kalan Yahudilerce “Flamenco” olarak adlandırılmıştır.
Flamenco kelimesi, “fellah minküm” diye okunan “sizden olan çiftçi” anlamına gelen Arapça kelimelerden edinilmiştir.
19. yy. başlarında kibirli, küstah insan anlamına gelen bir argo kelime olarak kullanılmıştır. Read the rest of this entry »